15 Temmuz 2013 Pazartesi

KÜSKÜN

ya kayboldum ya arıyordum bir şehrin yontusunda kendimi hep aynı hisle bir meydana çıkıyordum insanlar uçurum gibi bakıyordu yüzüme kime tutunsam düşüyor kime seslensem sendeliyordum bir kaç hal ve his ile kala kaldım kaldırımlarda yasladım taş bir tene sırtımı burdayım yıkılana kadar dizlerim ve dişlerim bana sahip çıkın o ketum gecede vazgeçtim yazgımdan lahzalarıyla yanarken koca bir zaman bana kinayeli bir rivayet sundu hayat hiç bir yamalık seçemez dikileceği kumaşı terzi seçer kumaşa dikeceği yamayı anladım ve hiç bir insan seçemez yaşayacağı hayatı hayat seçer yaşatacağı insanı viraneye şekil veren gözlerim yitirdiğin rengi bul geri taşıyamaz bunca yüz bu uygunsuz yükü

8 Temmuz 2009 Çarşamba

6 Temmuz 2009 Pazartesi

3 Temmuz 2009 Cuma

8 Haziran 2009 Pazartesi

ÖLÜMSÜZ AŞK

Genç kız yine acılar içinde odasında yatıyordu. Henuz hayatının baharında ölümle yüz yüzeydi. Babası onu kurtarmak için gazetelere ilan vermiş, para teklif etmişti. Ama onun kalbinin teklemesi değil, kalbinin içindeki sızı ilgilendiriyordu. Sevdiği aklına geldi bir damla yaş daha döküldü gözlerinden. Ayrıldıklarından beri tam beş çile dolu yıl geçmişti. Aslında sevgilerinin arasına o kahrolası para girmişti. Hatırlıyorduda sevdiği ona birkeresinde:- Ben zengin değilim belki ama seni seven bir kalbim var. Sana sadece onu verebilirim, demişti.Zaten sevgiye muhtaç birisi başka ne isteyebilirdiki. Kendisini sevmesi yeterdi.O en çok Saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş koklamıştı saçlarını. Her dökülen saç yüreğine bir hançer olup saplanıyordu. Şimdi tek isteği sevdiğinin son anlarında yanında olmasıydı. Ne olurdu onu birkez daha görebilse, onu birkez daha koklayabilse.Bu düşünceler arasında uykuya daldı. Babası heyecanlı bir şekilde kızının odasına girdi. " Müjde kızım,kalp bulundu " dediğinde kızının bir peri güzellliğinde, sevdiğinin özleminden ıslanmış yüzüne baktı ve çıktı odadan...Genç kız, bir hafta sonra kendine geldiğinde sanki başka bir dünyadaydı. İçinde acaip bir his vardı. Sanki bu dünya ona çok farklı gelmişti. Aklına yine sevdiği geldi. Kalbi eskisinden daha hızlı atmaya başladı. Kalbi değişmişti ama sevdiğini eskisinden daha çok sever olmuştu.Bir gece ansızın uyandı uykusundan kalbi çok hızlı atıyordu. Bu durum sürekli böyle devam etti.Doktora gitti, durumunu anlattı. doktor:- Bir aya kalmaz geçer, demişti.Ama aradan aylar geçmesine rağmen durum aynıydı.Birgün bahçeye çıktı Çiçekleri seviyordu. Kırmızı güllerin yanına gitti. Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. En çok kırmızı gülleri severdi. Çünkü sevdiği ona benzediğini söylerdi hep. Birden kapı çaldı. Kapıyı açtı kimse yoktu. Yere baktı bir mektup vardı ve onaydı. Mektubu açtı ve kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Bu onun kokusuydu. Koltuğuna zarzor oturabildi. Zarfın içinden mektubu titreyen ellerle çıkardı ve okumaya başladı :" Sevdiğim, bugün sevdamızın altıncı yılı. Seni hep sevdim. Seninle ayrılmak zorunda kaldığımızdan beri, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını bildiğimden ne birini sevdim ne de evlendim. Her günüm çile ve azapla geçti. Hergün sana şiirler yazdım, hergün şiirlerimi okudum ve hergün ağladım. Tam beş yıl boyunca hergün yazdım, okudum, ağladım. Birgün önüme bir fırsat çıktı. Bu fırsatı reddedip kendime daha fazla haksızlık edemezdim. Belki seni unuturum diye senden çok uzaklara gittim. Ama şimdi seni daha çok özlüyorum. Her gece yanına geliyorum o masum yüzünü okşuyor yanaklarına öpücükler konduruyorum, sen uyanıyorsun benim geldiğimi anladığını sanıyorum ama sen o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Sevdiğim hep ben geldim senin yanına artık sen gel olurmu. Kırmızı güllerimize iyi bak. Ve artık unutma içinde seni senden daha çok seven bir kalbin var artık. Ona iyi bak olurmu. Kırmızı güllere ve kalbimize iyi bak. Seni yanıma gelene kadar bekleyeceğim sevdiğim Hoşçakal..."

5 Haziran 2009 Cuma

Sevgi - Başarı - Zenginlik

Bir kadın, evinden dışarı çıkar ve uzun beyaz sakallı 3 tane yaşlı adamın evinin önünde oturduklarını görür. Onları tanımaz. - "Ben sizi tanımıyorum ama aç olmalısınız" der. - "Lütfen içeriye gelin ve birşeyler yiyin." - "Evin erkeği içerde mi?" diye sorarlar adamlar. - "Hayır" der kadın. "O dışarıda." - "Öyleyse içeri gelemeyiz" diye cevap verirler. Akşam olup kadının kocası eve geldiğinde, kadın başından geçenleri kocasına anlatır. - "Git onlara söyle ben evdeyim içeri gelebilirler" der. Kadın dışarı çıkar ve onları içeri davet eder. - "Hepimiz aynı anda içeri girmeyiz." der yaşlı adamlar. Kadın öğrenmek ister; - "Niye giremezsiniz?" Yaşlı adamlardan bir tanesi açıklar: - "Onun adı ZENGİN" der bir arkadaşını gösterir, ve bir diğerini işaret eder " O BAŞARI, ben ise SEVGİ." Sonra ekler; - "Şimdi, içeri gir ve kocanla konuş hangimizi evinizde istersiniz" Kadın içeri girip söylenenleri kocasına anlatır. Adam duyunca neşelenir. - "Ne güzel!!" der, "Madem öyle, Zengini içeri çağıralım ve evimizi zenginlikle doldursun." Karısı itiraz eder; - "Canım, niçin Başarıyı çağırmıyoruz?" Bu sırada konuştuklarını evin diğer köşesinde bulunan gelinleri duyar. Zıplayarak gelir ve kendi fikrini söyler: - "Sevgiyi çağırsak daha iyi olmaz mı? Evimiz sevgiyle dolar!" - "Gelinimizin önerisini dikkate alalım" der adam karısına. - "Dışarı çık ve Sevgiyi bizim misafirimiz olması için davet et." Kadın dışarı çıkar ve 3 yaşlı adama sorar; - "Hanginiz Sevgi? Lütfen içeri gel ve misafirimiz ol" Sevgi ayağa kalkar ve eve doğru yürümeye başlar. Diğer iki yaşlı adamda onu takip ederler. Kadın şaşırmış bir şekilde Zengin ve Başarıya sorar; - "Ben sadece Sevgiyi davet ettim, siz niye geliyorsunuz?" Zengin ve Başarı bir ağızdan cevap verirler; - "Eğer Zenginliği yada Başarıyı davet etmiş olsaydın diğer ikisi dışarıda kalırdı, ama sen Sevgiyi davet ettin, O nereye giderse bizde oraya gideriz. Nerede Sevgi var ise, orada Başarı ve Zenginlik de vardır...!!